Şimdi,
burada
Ruh-beden eşliği seninle deneyimleniyor. Ne muazzam bir eşlik! Ruhunla bedenini yeniden tanıştırmaya geldim.
Beden kadim bilgedir. Keşfedilmeden toprak olan beden… Şimdi, şu an, burada DEM ile keşif başlar.
Hâlden hâle geçmeye izin verebildiğin kadar kozmosun özgür ruhuna temas edersin. İşin ruhu zaten özgür. DEM bir sonuç değil, bir süreç; bedenli dünya deneyimini onurlandırmaya niyet.
Dem bu demdir. Gelir, geçer. Gelip geçene uyum ve esneklik; hayatın tadını çıkarmayı dileyenlere.
DEM, bedeninle bağlantıya alan açan bir davet. Zihin ile bedenin uyumunda dengeyi, netliği ve hayal gücünü kendi ritminde araştırmak; kendini hatırlamak, An’da kalmayı yeniden denemek için.
Bedenin ve enerjinin
sanatsal bir deneyim alanı
Savaş-kaç’tan akışa. Bedenin kadim bilgeliğine açılan yaşayan bir alan.
Zihinsel, fiziksel, duygusal bilincin tüm katmanlarında dans, titreşim ve derin dingin bir coşku.
DEM; enerjiyi bir görev değil, sanatsal bir deneyim ve rafine bir yaşam gustosu olarak hatırlama davetidir.
“Biz meditasyon yapmıyoruz; yaşamın zaten olağan meditatif hâlini yaşamayı hatırlıyoruz.”





Bir anın
içinde
Etken ve edilgenliğin birleştiği
denge noktası
Demle, demlen, dengelen.

MEDİTATİF
YAŞAM GUSTOSU

